-yağmursuz kırk beş ikindi-
1.
h/ey cümle gözüm tutmadı seni
Ne han ne hamam kodun şehirde
Kaburgalarını saymadığın kaç söğüt kaldı
Huyuna suyuna muskalar yazdım
Ambarlar dolusu kustu başaklar
Tam kırk beş ikindi geçti yağmursuz
Bir tek nisyan dedikleri tuzsuz mürekkep
Nakşetti ayı soluk yüzünü göğüme
Sen yine aynı cümle, içi geçmiş, avuntusuz
Marazlı bir ana fikir eksiltisi koynunda
Ah cümle ne olurdu g/özüm tutaydı seni
Kepaze olmasaydık Hürrem ninnileriyle
Ki, "beni bırakıp nerelere gidiyorsunuz"
Ah yabancı uyruklu bir zan peşimde...
2.
En güzel ölü denizde müntehir olur insan
Ne güzel ölemeyen ölmek eylemi
Bacak bacak üstüne atmış Azrail sayısı
Artıyor gün geçtikçe, biz ölemedikçe...
Ölümün tüyü bitmemiş ensemizde hiç
Benlerini böcek sanan ordunun sakinleri!
Nasıl kandırıldınız tuzlu suyun ölüsüne?!
Kusurlu bir müntehir olmaklığımdan
Az biraz naz edeyim yaşamak için
İspirto kattık nasılsa ölümden gayrisine...
3.
Kelimeye v/eda denemesi stop
Dikkat! Kesilin İsmailce lakin
Bu kadar fazla gitmeyin stop
Olmadı! Az daha işveli ölün lütfen...
"vay be" dediklerinizi sevin usulca
Kıyak secdeler çetelesi stop
Çuval derin çuval boş stop
4.
bir lal tutulmasının zehirli dili
bir zencerek itinasıyla seviyor beni
sizlere göstermeden yapıp kaçıyor
bugünlere ne güç bela ömürler bağışladım
ne incelikli yalanlar yamadım özüme
biliyor, inan olsun inanmadan biliyor
billur perdelere nakışladığım sözüm
bir lal tutulmasında yunup gidiyor
5.
bana uzak balkonlarda olur olan
gece onlara şiirler okur sadece
bana kargalar kadar simsiyah siner
onları zarifçe boğar boğacak olan
ben, "bay yılan lütfen sokmayın beni"
dinlemez dediysem de yılan
saygıyı haketmiyor,karga gibi simsiyah
bana uzak balkonların gecelerinden
boğaların güldüğü bir amfi gözüküyor
benim gördüğüm boğalar boyuna ölüyor
6.
sen bilmezsin ellerin var senin
ellerin harita gibi susakalan göçümde
nereye gideceğini iyi bilir ellerin
ama ayakların öyle mi
gergedan boynuzu gibi dikkafa ayakların
dudakların toprağa bir evet düşürür, sakin
bir hayır düşürürüm sana inat diyelik
kayırırım kadınların mutlu olduğu gökleri
ellerinin ekleminde her birinin adresi
7.
Müjdeler doğur hilal segah tınılarıyla
Garibim hüzne doydum getirin büşraları
Güneşimin düğmesini bile diktim sevinçten
Sorma ki niye çıplak sabrımın ayakları
Yalınayak geçiyorum kederimin üstünden
8.
Muradım var ölecegim dizlerinin ucunda
Avucumda senin için terk ettiğim yağmurlar
Hepsi de puf puf bulutların maktulü
Unutmadım asla!
Sağ işaret parmağı havaya, gözler kuzeydoğuya
Yağmursuz sekizinci ikindinin nöbeti
Artık yerin ve göğün, şarkın ve garbın,
yokuşların, yortuların, çileklerin, kuşların
Gözü, burnu, kulağı ve sair azaları
"Güneyli hükümdarda!"
9.
Fail-i malum bir aldatmaca buyurun!
Buyurun nehirler dolusu aşklardan geçen ruhum
Geçemediği nehre dönüp bakmayan yanım
Buyurun!
Tüm yolculuklar serildi ölümün çeyizinde
Yol dediğiniz sızı duruyor yüzümün tam gergefinde...
10.
Hayat bir tahtta raks eden soytarı şimdi
Abra kadavralara pirim ıskalamakta
Sona çıkılamayacak bir fiil uzantısı
Mabetlere diz çöken bir fil sancısı hatta
Git buradan mahmud! Bu korunmuş bir şiir!
Gitmedi
Ve ersele aleyhim tayran ebabiiil!
Leyla Marankoz