kardem (Kullanıcı)
http://kardemce.blogcu.com/
usta üye
Gönderiler: 296
|
|
Cvp:kırık dökük kırıntılar... 7 Ay, 1 Hafta önce
|
Karma: 6
|

vedalar hiç olmamalı bence..
sevmeyenler birbirine hiç yaklaşmamalı..
sevenler ise ayrılmamalı..
yani vedalar olmamalı bence..
sevmeli..
sevgiyi bize vereni sevmeli..
ve sevgiyi bize verenin sevdiğini sevmeli..
sevmeden yaşanmayacağını bilmeli insan..
ve bir kez sevmeli..
bir kez sevdikten sonra sevgisiz düşünmemeli..
veda kelimesini sözlüğünden silmeli..
olumsuzluklar uğruna ayrılığı göze almak yerine,
sevgi uğruna olumsuzlukları dahi yaşamayı göze almalı insan..
vedaların, sevginin bitmesi sonucu değil
yitmesi sonucu olduğunu bilmeli..
sevginin bitmeyeceğini bilmeli
sevgiyi yitirmemeli insan..
sevgiyle yaşamalı,
sevgiye yakışmalı,
sevgiyi hak etmeli..
sevgi uğruna kendini feda edebilmeli
ve sevgili uğruna yaşamayı bilmeli insan..
hep sevmeli..
sevgiyi hiç yitirmemeli..
yiten sevgi değil kendimiz olduğunu bilmeli insan..
vedalar hiç olmamalı bence;
aklınızda bulunsun..
sevgimizin büyüklüğünü ancak; uğruna göze alabildiklerimizle, uğruna feda edebildiklerimizle gösterebiliriz..
yazar:...
|
|
|
|
|
|
|
Son Düzenleme: 04/08/2008 12:41 tarafından kardem.
|
|
|
\"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle
Sen Hakk\'a giden yollarda vuslata vesile..\"
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
kardem (Kullanıcı)
http://kardemce.blogcu.com/
usta üye
Gönderiler: 296
|
|
Cvp:kırık dökük kırıntılar... 7 Ay önce
|
Karma: 6
|

bu yorgun ömürden kalanlar benim mi?
benim mi bu ölümü özleyen yürek?
içimde büyüyen hüzün karası mavi yalnızlık; benim mi?
gözlerime sağlık cemre düşürdüm yüreğime!
ömrüme cemre düşürdüm;
ne gerek her gece pencerede o sevgiyi yitirmeye!
yüreğime sağlık cemre düşürdüm ömrüme,
seni düşünüp ağlamaya ne gerek bundan böyle!
bırak içimizde kalsın o çocuk;
o yaralı,o mahçup çocuk içimizde kalsın;
ne gerek onu da düşler mezarlığında yitirmeye!
bırak bende kalsın senden sakladıklarım,
sana sakladıklarım bende kalsın;sensiz kalsın!
ne gerek onlarıda çaldırmaya;
yalan düşlere yalan gülüşlere!
yüreğime sağlık ;gözlerime sağlık;
cemre düşürdüm ömrüme,ömrümden düşerken!
yüreğime sağlık,gözlerime sağlık ;
senide gömdüm bu kente ;
senide gömdüm yitirdiğim düşlerimle birlikte...
yazar:...
|
|
|
|
|
|
|
Son Düzenleme: 04/08/2008 12:42 tarafından kardem.
|
|
|
\"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle
Sen Hakk\'a giden yollarda vuslata vesile..\"
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
kardem (Kullanıcı)
http://kardemce.blogcu.com/
usta üye
Gönderiler: 296
|
|
Cvp:kırık dökük kırıntılar... 7 Ay önce
|
Karma: 6
|

Bir dost ararsın, elini uzatırsın elin havada kalır... Gözlerin tavanda, sözlerin ağzında çaresiz kalır... Uzun ince bir ah gibi, bir sızı gelip saplanır kalbinin tam orta yerine burgulu bıçak gibi...
Ne kadar sevgi varsa kanar içinde işte o zaman, ne kadar özlem varsa yanar... Oturup ağlamak istersin şöyle doya doya ama akmaz bir damla yaş gözlerinde... Yüreğinin ağladığını hissedersin o an, yüreğinle beraber geçmişin de ağlar içinde... Ömrünce hep kırılırsın, kanarsın, durduramazsın kanamayı...
Kırgın, kızgın, yorgun, bir o kadar da yaralısın... ;Hayat ki, hakkını hep başkalarına vermiştir ama yinede haklı çıkan hep başkaları olmuştur.
Ey der susarsın, susar yürürsün yüreğinin yollarına sererek hıçkırıklarını, yağmur yağmur tomurcuklara yağar gözyaşların. İçindeki kör karanlık patikalarda yolunu bulmaya çalışırsın ama nafile, kaderindeki hoyrat rüzgarlar bir yandan bir yana savurur incinen ince ruhundaki incinmişlikleri...
Ey gecelerinde kahrolduğum hayat, sokaklarında sırılsıklam ıslandığım şehir, artık bu yerlere sığamıyorum; dersin. Gökyüzünde katar katar turnalar göçüp gider sılana, turnalar gider sen kalırsın. Uyku tutmaz geceleri, yitik düşlerinin gölgesine sığınınırsın, gölgeler gider sen kalırsın. Bilirsin ki, göçmen hiç bir kuş uçamaz kanatları kırıksa...
Hüznün yırtık gömlek gibi durur sırtında, kırılgan bakışlarında hüzün sızar aynalara her gece. Ne kimselere anlatacak bir öykün var, mutlulukla başlayan. Ne de bir sevinç, gözlerinde bahar yeşili umutlar taşıyan.
Suların ötesinde bir çiçek büker boynunu her akşam. Adı gül, kokusu gül, rengi gül, gözyaşı gül, iki gözü iki çeşme.
Mutsuz avuntusuz ve suskun.
Kar yangını bir gecedir zaman artık, kahrolası ıssıs sokaklarda... Akşam şehire her gelişinde, hüzünle gelir. Acılarını alıp gitmez... Kanadı kırılmış yavru bir kuş gibi sığınacak bir dal ararsın...
Ve sessizce solursun bir hazan yaprağı gibi. Önünde çocukluğun geçer, ilk gençliğin geçer yıl yıl. Gömülürsün karanlığın en derin dehlizlerine... Hüzün kokar rıhtımlar, yalnızlık kokar. Yalnızlık ölüm kokar... Bazen karanlıkta kalır tükenir nefesin....
yazar:...
|
|
|
|
|
|
|
Son Düzenleme: 04/08/2008 12:42 tarafından kardem.
|
|
|
\"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle
Sen Hakk\'a giden yollarda vuslata vesile..\"
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
kardem (Kullanıcı)
http://kardemce.blogcu.com/
usta üye
Gönderiler: 296
|
|
Cvp:kırık dökük kırıntılar... 7 Ay önce
|
Karma: 6
|

Anılar sokağından dışarı çıkamadım hiç
Uzun mektuplar yazdım, kimseler okumadı
Yine de bağışlardım çocukluğumun kalbini kıranları
Kendimle söyleştim kimi zaman
Kimi zaman başkalarının düşleriyle yıkandım
Bahçeyi sevdim en çok
Bana gülümseyen ağaçları
Mavi bir keman sesiydi yutkunduğum
Eksikti şiirlerim, resimlerim, sevinçlerim
Kağıtlar, kelimeler ve renkler oyuncaklarımdı
Denize bakmayı severdim de içine giremezdim
Boğulmaktan korkardım, güz yaşındaydım
Kendi içimde kaybolmuş gibiydim
Kime şikayet etseydim korkularımı bilemezdim
Kimse maskesini çıkarmıyordu yüzünden
Ele vermiyordu kimse kendisini
Akdenizli bir hüzün yalıyordu yüzümü
İncinen bir anlam taşıyordu gözlerim
Taşıyordum başkalarından ve kendimden
yazar:...
|
|
|
|
|
|
|
Son Düzenleme: 04/08/2008 12:43 tarafından kardem.
|
|
|
\"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle
Sen Hakk\'a giden yollarda vuslata vesile..\"
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
|
|
|
Cvp:kırık dökük kırıntılar... 7 Ay önce
|
Karma: 3
|
http://www.umutfm.com/izle.php?id=12357
ANILAR DEFTERİ
Anılar defterin de gül yaprağı gibi
unutuldum kurudum
Başıma düşmüş sevda ağı
Bir başıma tenhalarda kahroldum
Sen kim bilir
Rüzgarlı eteklerinle
Kimbilir hangi iklimdesin
Ben sensiz bu sessizlikle
deliler gibiyim
sensiz bu sessizlikte
Ayrılıkla başım belada
Gözlerini çevirme gözlerimden
Yoksa sensiz bu sessizlikte
Kahrolacağım sensiz bu seslikle
cahit zarifoğlu
aklıma düşürdünüz üstadı ve satırlarını.
|
|
|
|
|
|
|
Son Düzenleme: 12/06/2008 16:22 tarafından neazadem.
|
|
|
Yazarken yalan söylemek daha kolay; doğru söylemek de!
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
kardem (Kullanıcı)
http://kardemce.blogcu.com/
usta üye
Gönderiler: 296
|
|
Cvp:kırık dökük kırıntılar... 6 Ay, 4 Hafta önce
|
Karma: 6
|

SESSİZ ODAM...
Söz dinlemememin, içimde kabarıp da beni rahatsız etmesi ile uyandım adeta.
Uykudaydım. Kalbime baktım korkuyla; kalın bir tabaka vardı, kara ve yapışıp kalmış. Ve aniden daha büyük bir korku... Sanki odanın her yerine kara bir duman gibi doluverdi. Ürktüm sonra nedense. Uyurken, sanki uyanıkmışım gibi olduğumu o an hissettim. Ve buna bir anlam veremedim. Besmele çekerek, ruhumu yeniden bu bedene getiren Allah a hamd ve sena ederek doğruldum. Ezan okunuyordu, sabah ezanı... Uyku sersemi istediğim tek şey, o doyumsuz lezzetin;sabah ezanı dinlemenin- sonsuz olmasıydı.
Sanki şehrin bütün sabah ezanları; odada adeta kara bir duman gibi biriken korkuyu ve korkunun, o nefes aldıkça, insanı esir almaya çalışan edepsiz halini gelip dağıttı. Kovaladı adeta.
Yaklaşık yirmi dakika, bütün ezanlar ve sırayla; bu küçük penceremden içeri girdi, odada aydınlatılması gereken yerleri aydınlattı, o dumanı kovaladı ve görevini yapmış olmanın rahatlığı ile içime bir huzur, bir sevinç, binbir aşk bırakarak gitti.
Ben de penceremden içeri giren her bir ezanı, görevli bildim ve onları tek tek; kendimi şimdi huzurlu hissettiğim bu odanın en ince noktasına kadar götürdüm.
Oda, aydınlanmıştı.
Sıra geldi o, kara bir duman gibi olan korkunun bu odanın her yerine yayılmasının menşeini bulmaya... Bakalım nereden çıkmıştı bu dumanlar. Izdırabını çekerken asileşen zavallı ruhumun kabına sığmayan halleri gibi miydi halleri. Ahh benim izleri ayağına, ipleri boynuna dolanan ruhum!!! Haydi gel, bulalım ve boğalım korkuların kudurgan yanlarını kuytularda.
Baktım.
Kalbimin, kara ve yapışıp kalan (adeta) kısmıymış bütün hepsinin menşei.
Böyle olduğunu görünce kalbimin, bütün o kalın tabakayı elimle kaldırıp atmak istedim bir an. Ancak o şekilde rahatlayacak, hafifleyecekti ruhum.
Uzattım elimi.
Şimdi ey yeryüzünün genç korkuları, karartıları! Süvarilerinizle gelin, elbiselerinizle!!! Yetmez mi bu kadarı, çürük kokularınızın altında kalsın korkularınız! Ve ey ruhumun, eşi benzeri görülmedik huzur ziyafetlerine şahit olan gümüş yanı, uzattın elini binbir aşka düşer gibi.
Bu dünyadan ebedi dünyaya göçerken ağırlık yapmamalıydı hiçbir şey bana. Bu sebeple;estağfirullah;la ilahe illallah; demeli çokça. Utandım bir an kendimden Büyük Aşkın önünde o yapışıp kalan şeyle oturmaya. Ve hala düşünmekteyim, çirkinlikten, çok çirkinliğe yüz tutmuş şeyi nasıl uzaklaştırmalı kalbin en nahif uçlarından.
yazar:...
|
|
|
|
|
|
|
Son Düzenleme: 04/08/2008 12:43 tarafından kardem.
|
|
|
\"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle
Sen Hakk\'a giden yollarda vuslata vesile..\"
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
|