Skip to content

TELVE Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi

Buradasınız:Anasayfa arrow Forum
Telve Dergisi
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi
Lütfen Giriş ya da Kayıt.    Kayıp Parola?
Cvp:Kağan İşçen Şiirleri (1 inceleyen) (1) Ziyaretçi
EN ALT Cevapla Beğenilen: 0
BAŞLIK: Cvp:Kağan İşçen Şiirleri
#1597
kagan_iscen (Kullanıcı)
çırak üye
Gönderiler: 72
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Kağan İşçen Şiirleri 1 Ay, 3 Hafta önce Karma: 1  
Son Çiğ Damlası



yolları tutmuşsun gözlerinin kaçamaklarıyla
attığım her adımda çiğniyorum ezip geçiyorum
bakışlarının anlamını kendime rağmen
“sen” sularını terk ederek yakışıklı bir sonla
seni anlamadığım kadar sevdimdi incitmeden
benden esirgediğin orta halli anlamlarınla
tutkularının zehirli atıklarını törpülerken güneşsiz
sokaklarıma doluşmuş kapı önü yalnızlıklarında
bıraktım saksıdaki çiçeğin ellerime bıraktığı
son çiğ damlasını

masumdu
yol kenarlarında yarınları düşleyen
oyunun hep dışında kalmışlıklar
ayva tüyleriyle çipil bakışlı bir çocuğun
özlemleriyle büyüttüğü bu sıra dışılık
her şeyi sıradanlaştıran bir aşk da değil aslında
aşkın kendi sıradanlıktı ne istediğini bilmeyen
ne dediğini bilmeyen bir basitlik örneği
güneşin batışına bakmamanın olmazları gibi

kendimi aklayamam dışındaydım
sessiz bir balkonda dünyayı düşünmenin
içine atıldığım sokakları yaraladım
hırpaladım camlara dolaşan ölümsüzlüğe bakmaları
zamanı harcayan kurşun bendim koşuşlarımda
balistik raporumda öyküleşmeyişimizin çok öncelerde kalmışlığı
sığlık bu
tellere konan kumruların sorgusuz katliamı
kırmadan incitmeden
gömmemeliyim kendimi kendime

bana bakmayan şu not:

öykündüğümüz
yıllar öncesinin akşam üzerine yüz tutmuş
küçük bir kentin kendi kabuğuna çekilmişliğiydi
sobamızdan başka dost bilmezdik kış uzun değildi
suç sanılmazdı akşam bulutlarına bakan kendini unutmuş
şarkısız kalmama tutkumuz kırmızısı mutlaka bol

geçmişimin tüm izlerinin sana bakan yanının notu:

hani yapraklardan göremezdik önümüzü
yükseklerden ışırdı hayat o küçük şehirde
dağ dağa yol yola benzemezdi biz adama
öpüşmeye sıkışırdık kederimize bile aldırmazdık
boynumuzu bükmezdi hiç bir şeye aldırmamak
özlemeye daha o zamandan hazırlanırdık birbirimizi
gün geldi yapraklarınüşüyen o sarı aydınlığı da terk etti
düşünmeden yankısızlığa düşen mecburiyetlerimizi
ağaçların bize susuşu bol kemanlı bir sustalıydı
ince ince doğrayacak yıllarımızı…

Kağan İşçen





(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
 
Yetkiliye Raporla   Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1598
kagan_iscen (Kullanıcı)
çırak üye
Gönderiler: 72
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Kağan İşçen Şiirleri 1 Ay, 3 Hafta önce Karma: 1  
Uzun Cadde Şovalyesi


günü hatalarıma kurban ettim
dalga kıranlar boyu kargaşa çıkardım
mahşeri bir kalabalıkta haykırdım yalnızlığımı
iş zamanıydı kimseyi dinlemedim
başıboşluğumda kaçmak isteği sıkıntısı
bir şeyler yanlış gidiyordu manzaram bozuk
sigaraya başlamayı düşündüm kaç kere
ne mutluluk altın tepsideydi ne mutsuzluk umurumda
gözyaşlarımla hafifleyemedim hayır yoktu denizlerden
sözcük azığım bitmişti
sisli bir ormana yakalanmış kuşlar gibi
dilsizleşmişti kederlerim
tanımım yoktu
ifadesiz seslenişimde alalı bulalı bırakmışlık
yarını düşünmeyen bu çocuk ben miyim
zamanları aşklarıyla ölçülebilir uzun cadde şovalyesi
ezberimde tuttuğum yaşama isteğinin beni bırakmış hali
suç işlemek isteğimi telaşlı anlarımda yüzüstü bırakan
bu senin olmayışın değişkenliği sesinin yüzünün her şeyinin

caddelerden gene anılar yığını topladım
kırsal tutumlu tavırlarının sahteliğini
sırf saflaşmaktı yargılara kanmadan bakmak
buğusuna yıpranmışlığının yangınlardan geçik
saçlarını ellerimin fısıltısıyla taradığını hatırlamaktı
bakmak
özlemlerimin özlemine bir bahar karşılaması gibi
acıların bitişini beklemeklerden bir çeşitleme
bakmak uzun caddeleri arşınlayarak sokulganlığının
yanımda olmayışına sanki yanımdaymışsın gibi

ince fikirli soytarılıkları hiç sevmemiştik
mutluluğu iğde kokularını paylaşmakta arayan
kaba saba çocuklardık
uzun mu uzun caddelerde kahkahalar savurmaya sevdalı
hiçbir hayat hakkını yedeğine almamış birer masal serüvencisi
kendi ayaklarına kaldırım taşları döşemeye üşenmeyen
birer uzun cadde serserisi
ılık ve tuzlu gözyaşlarıyla sevişmeyi seven
birer çocukluk etme düşkünü
özlemlerin de özlemi olduğuna inançlı
aylak sakallı sokak tayfası
kendi duraklarına küskün
birer yağmura yakalanma öyküsü

şimdi istersen dudaklarını arayışımı sorgula
dudakların senden ibarettir ya ölümle şakalaştığımda
cadde cadde kırlangıçlarla konuştuğum
telaşının hangi gökten miras kaldığını
ama sen dudaklarından değil milim milim an an
benden ibaretsin
ayrılıkla şakalaştığında

bu şakalaşmalar neyin provasıdır ah bir bilsem
ve de uzun caddelere muhtaç mıdır ki
bir ömrü iki göz için dinamitlemek
aşkta ustaysa ölmekte sakardır yürek çünkü

Kağan İşçen





(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
 
Yetkiliye Raporla   Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1601
kagan_iscen (Kullanıcı)
çırak üye
Gönderiler: 72
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Kağan İşçen Şiirleri 1 Ay, 3 Hafta önce Karma: 1  
Darılma Özlemleşirdi-Sensizlik Kenti

tedirgin olduğunda hayattan
beni anladığına yor
göğüs kafesine tutsakmışsın aldanma
bakışlarımda sonsuzdur yerin
kuşların pike yaptığı o esmer gökyüzü
darılma
o senin değil benim gözlerimdi

kanardı
sözüm ona görme vakitlerin
bensizdi
yanardı benzin
ilgim sana esmerce gökleşirdi
parmakların acımasız birer yırtıcı kuş gagası
okşardın göz kapaklarımı
bir senin için kapardım gözlerimi hayata
bir de parmaklarının ihanette samimiyeti
yerdi bitirirdi gerçekliğimi
sarılma
o senin değil benim samimiyetimdi
senin ihanetine

tadını aldığın o gerçek zindan
yatınca dümdüz siyahlaşması kendine baktığının
benimse ölümdür seni izlediğim aynalar
aramıza bir kar denizi gelir serilirdi ya güya
üşüyen biz olmazdık damarlarımızda kan
bir tek bizi düşüncelerimiz dinlemezdi
yanılma
o senin değil benim gidişimdi
senin yalanına

demir paslanır çelik kırılırdı
su tükenir ateş sönerdi
bir bitmezdi gözlerine vuran günün en son anlamı
yüreğimde ete kemiğe bürünürdü hiçbir acıyı duymamak
bulamadığın kıyısı köşesi geride bırakmışlığının
ben değilim bana benzeyen bir başkası
yorulma
ben bende değilsem bu bendeki kim olası
o senin değil benim düşüşümdü
tek gerçeğim
kendimi unutmuşluğuma

bakardı
kapıya koşan çocuklar gibi isteklerim
birden özlemleşirdi
sensizdi
donardı aklım fikrim
ellerim sadece bana gündüzleşirdi
yüzsüzleşirdim
hayat kim olursa olsun çok dudaklı
başkasızlık buydu
gölgeleri saymakta ustalaşarak bırakmaktı
kenti

her şeyi bırakıp hissiz bir duvara adını yazmak
bir kentte olmayışının sözlük anlamıydı
ve ben
işi gücü bıraktım bu sensizlik kentinde
topladığım ip uçlarıyla öpüyorum her taşın alnını
darılma
özlemleşirse dünya
her taş alnın demekti
bu senin değil benim düğümlenişimdi
rüyasız bir yolculukta

Kağan İşçen





(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir
 
Yetkiliye Raporla   Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1606
kagan_iscen (Kullanıcı)
çırak üye
Gönderiler: 72
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Kağan İşçen Şiirleri 1 Ay, 3 Hafta önce Karma: 1  
Solduğumuzu Unuttum Bir An

solduğumuzu unuttum bir an
sanki mimoza zamanlarımız bizi anımsadı
soylu bir unutmak bu
ortalık süt liman

karışığız olsun güzelim dudağının rengi var ya
ellerinin düşüncesizce nefes alma alanlarıma girmesi var
böğürtlen duruşlu sokaklarını istediğim
kolların ellerin tüm vücudun duyguların her şeyin
adımların sevmezdi gerçi beklemeyi paramparça olmuşluğumuzu
ama karışığız biliyorsun biliyorum
soylu bir unutmak bu
ortalık süt liman
bir sen bir ben
derin pembe bir ağıtla 20 yıla sığamayan
solmayı unutmayı hak eden
bulutların hiç ölmeyeceğinin iki hayırlı muştusu

tüm seçenekler yeminliydi sanki nergis kokulu
sana gelmeyi önüme seren oh bu masal suskusu
göz dolduran o istek
ayaklarımın kendine güveni
senin bensiz yalan gerçeğine adadığım
yediveren mutluluğun bükük boynu
benim sensiz gerçek yalanıma musallat ettiğim
can yakan sabahlara ulaşmak
solduğumuzu unuttum bir an
yeniden yeşermeyi düşlemenin yerine

her şeyi yarılamaya gidişindi
beni alan bütün tümlerimden
ben kendimin bile yarısıydım
bir seni tamamladım sıcak bir gündü
tozlu bir yolda yüzünü kapadındı
giden sendin zamanındı her anın
yolların dağarcığında siyah saçlı bakışın
sadece senin sunduğun şu dünyasızlık
tam 20 yıllık muhacirliğimdi gözlerinsizlikteki
solduğumuzu unuttum bir an

her şeyin bir ilki olurmuş
ya ilkin ilk olması …
bu sen misin boşluğumun yankısızlığı
çağır beni çok gerilerden
hırpalanmış yaşlılık parklarında
ağaçlarla oynadığım ışık oyunları
değilsen eğer düşünme bir gün öleceğimi
bir gün öleceğimi düşünmemendir özgürleşmek
seveceğini söylemek istersen hazırım ölmemeye
seveceğini söyle
sana çocukluğumu besteleyeceğim
güftesi gözlerin gülüşün saçların
ismimi söyleyişinin tonu

solduğumuzu nasıl da unutmuşum
sensizken yaşamak yaşamak değildi
eflatun bir yağmurun gökkuşağını
aynadan izlemek gibi çizmekti üstünü
ömrün aşk sandıklarımızın ömür suretlerinin

solduğumuzu unuttum bir an
böyle mi gelinirdi kaldırılıp atılmış roman gibi
gidişinin bende kalan kısmını da alır gibi
diğer yarını da götürür gibi
kırıcı olmadan öldürmek gibi
yaşayan solgunluğunu bendeki
anlamadan bilmeden hiç ölmeyeceğini

Kağan İşçen





(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
 
Yetkiliye Raporla   Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1611
kagan_iscen (Kullanıcı)
çırak üye
Gönderiler: 72
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Kağan İşçen Şiirleri 1 Ay, 2 Hafta önce Karma: 1  
Son Kar Çılgınlığı

yanımda yoktun yürüyüşün vardı
yakınlığını aradığımca yaprakların boynu bükük
caddelerde kıpkırmızı göz uçlarımla bıraktığım
bıraktığım o yıllarımın buruk tortusu

sorularımla gidiyorum
cevap anahtarımdı aşk
düşlerimi sınadığım o dönüşsüzlük
tüm gerçeklerimin üstüne koyduğum aşkta
bir sen çıktın kesin doğrusu gözyaşlarımın
sıkıntısız öyle rahat

bul beni hadi
aşk yoksa yanıtlarında
fazlaları var yüreğimin
sana ayırdığım
bul beni

sana değil aklımı taktığım bu saatsizlik
seninle bıraktığımız geçmişe
saçlarının ağaçlaştığı yollarımın sarmalandığı
çaresizim tarihlerden sen suları
un ufak olmuşum belirsizce ırmaklaşarak
seni beklemeye

oyunlarını düşünürken
sırtımı yasladığım kavakların uzun boyluluğu
saplanırken kalbime
fark etmedim fark edemedim
kalmışım seni düşünerek uyumakta
rüyalarımdan uyanmak istemezcesine kalmışım
kalmışım seni düşünmekte
ama sende değil

söz konusu biz olunca
işler hep ters giderdi
hiç geleceği düşünmeden
geçmişi aramamız gibi
çöllerimiz aklı başında
deliydi yağmurumuz

mümkün değildi
durmayı beklemek bakışsızlığının sürprizlerini
bir sana bakarken insancaydı yüzüm
seni düşünüp gülerken ha ha hayyy
son kar çılgınlığım benim
çocukluğumu asla unutamayan
şahin bakışı keskinliğim

söz konusu biz olunca işler hep ters
gözyaşlarımla tebessüm sunardım
tuzuma hasret dudaklarına
dudakların tadamazdı cesaretimi
korkaklar hergün ölürdü
sen hergün kaçırırdın gözyaşlarımın
tenine arkadaş olma hayallerini
kendine gelemezdi bir türlü
ayva tüylü baygınlığı kimsesizliğimizin

Kağan İşçen





(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
 
Yetkiliye Raporla   Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
#1614
kagan_iscen (Kullanıcı)
çırak üye
Gönderiler: 72
graphgraph
Şu An Sitede Değil Kullanıcı bilgilerini görmek için tıklayın
Cvp:Kağan İşçen Şiirleri 1 Ay, 2 Hafta önce Karma: 1  
Sen Hep Şakacıktan Sever Ölümüne Ayrılırdın

sen hep şakacıktan sever ölümüne ayrılırdın
ayılamazdım o hummalı caddesizlikten
sonbahar biterdi
geride her şeyi kirleten piç bir zaman kalırdı
upuzak boğuk
tüm gitmelerimin karşılığı olarak gelir otururdu içime

çocukluğumuzun kırık camları oynaşıp dururdu
göz açıp kapayıncaya kadar bileklerimizde
uçarın kaçarın yok
hangi duvara dönüp baksan aynı çocukluk öyküsü
döllerdi tüm hüzünlerimizi
son mırıltısı yükselirken ilk ve son mutsuzluğumuzun
kaba saba sürüklendiğimiz o arkadaşsız
ayrılıklarımıza mahkumiyetimiz

(hiçbir gitmek bu kadar dolmadıydı
gözlerimin evrenine
günaşırı
felfecir
ama sensiz ölmeyi hiç
benimsememecesine)


ceketini alıp çıkardı kent içimizden
mevsimler avutacak bir kent bulamazdı
kentsiz mevsimsizleşirdik
sunturlu küfrünü saklamazdı kuşlar göğe
çer çöp unutulur yakınlaşan sahilsizleşmeler
gelirdi gündemine günlerin gelip geçmesinin
hiçbir yağmur saklayamazdı yaramazlığımızı
aymazlığımızı
ellerimiz yağmurun artığı değildi


yaşamak kestirip atardı gitmek mahçupluğunda:

“sen olduğun yerde kal ben gideyim senden
ne de olsa ihanet de senin ayrılık da sende
üstelik bir de akşamüstü
üstelik bir de kırmışken şeytanın bacağını kalbin
boş vererek ayrı kentlerde kanamasına
kapı tıkırtınızın
can hıraş umutlara”

üşürdük saklayarak birbirimizden saçlarımızı
ellerimize kıyamazdık saçlarımızın kaderi biz olurduk
ellerimizin kederi paylaşmak


şakacıktan unutur ölümüne hatırlardım hatırlamayı
yanına yaklaşamazdım seni unutmanın
evsiz barksız olsa da uçurumlarımın hiçlikteki inadı
hatırlamaların tutsağıydı zamanı yaşamamı engelleyen

belki öykümüzün
belki bu şiirin sonu:

sevmek en büyük engelse
aramızdaki tüm renklere aykırı ayrılığımıza
senleştikçe görecek seni gözlerim olduğun gibi
köşeleri belirecek ellerinin yüzünün dudağını büküşünün
ve olmayacak hiçbir zaman şiirimin en güzel yeri
aşk olmaktan çıkan çocuğumuz

Kağan İşçen





(c) Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
 
Yetkiliye Raporla   Kayıt Tutuldu Kayıt Tutuldu  
  Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
EN ÜST Cevapla
Sistem: FireBoardGönderileri Masaüstünüze Alın