kardem (Kullanıcı)
http://kardemce.blogcu.com/
usta üye
Gönderiler: 296
|
|
kovamız çatlaksa ne olacak.... 7 Ay, 3 Hafta önce
|
Karma: 6
|
|
Hindistan'da bir sucu, boynuna astığı uzun bir sopanın uçlarına taktığı iki büyük kovayla su taşırmış. Kovalardan biri çatlakmış. Sağlam olan kova her seferinde ırmaktan efendinin evine ulaşan uzun yolu dolu olarak tamamlarken, çatlak kova içine konan suyun sadece yarısını eve ulaştırabiliyormuş.
Bu durum iki yıl boyunca her gün böyle devam etmiş. Sucu her seferinde efendisinin evine sadece 1,5 kova su götürebiliyormuş. Sağlam kova başarısından gurur duyarken, zavallı çatlak kova görevinin sadece yarısını yerine getirebiliyor olmaktan dolayı utanç duyuyormuş.
İki yılın sonunda bir gün çatlak kova ırmağın kıyısında sucuya seslenmiş: "Kendimden utanıyorum ve senden özür dilemek istiyorum.". "Neden?" diye sormuş sucu. "Niçin utanç duyuyorsun ki?" Kova cevap vermiş. "Çünkü iki yıldır çatlağımdan su sızdığı için taşıma görevimin sadece yarısını yerine getirebiliyorum. Benim bu kusurumdan dolayı sen bu kadar çalışmana rağmen, emeklerinin tam karşılığını alamıyorsun." Sucu şöyle demiş kovaya: "Efendimin evine dönerken yolun kenarındaki çiçeklere dikkat etmeni istiyorum."
Gerçekten de tepeyi tırmanırken çatlak kova patikanın bir yanında renk renk gülleri ve çeşitli çiçekleri görmüş. Fakat yolun sonunda yine suyunun yarısını kaybettiği için yine kendini kötü hissetmiş ve sucudan tekrar özür dilemiş. Sucu kovaya sormuş: "Yolun sadece senin tarafında güller ve çiçekler olduğunu ve diğer tarafta hiç çiçek olmadığını fark etmedin mi? Bunun sebebi benim senin kusurunu bilmem ve ondan yararlanmamdır. Yolun senin tarafına çiçek tohumları ektim ve her gün biz ırmaktan dönerken sen onları suladın. İki yıldır ben bu güzel çiçekleri toplayıp onlarla efendimin sofrasını süsleyebiliyorum. Sen böyle olmasaydın, o evinde bu güzellikleri yaşayamayacaktı."
Hepimizin kendimize has kusurları vardır. Bizler aslında bir yönüyle çatlak kovalarız. Allah'ın büyük kainatında hiçbir şey zayi edilmez. Kusurlarımızdan korkmayalım. Onları sahiplenelim... Kusurlarımızda gerçek gücümüzü bulduğumuzu bilirsek eğer, biz de güzelliklere vesile olabiliriz. Zira, kusurlarımız olmasaydı tövbe etmemizin bir manası olmazdı.
yazar:...
|
|
|
|
|
|
|
Son Düzenleme: 04/08/2008 12:54 tarafından kardem.
|
|
|
\"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle
Sen Hakk\'a giden yollarda vuslata vesile..\"
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
Alper Sarı (Yönetici)
Editör
Yönetici
Gönderiler: 349
|
|
Cvp:kovamız çatlaksa ne olacak.... 7 Ay, 3 Hafta önce
|
Karma: 5
|
|
Evet, her insan bir çekirdek gibi hep bir kusur taşır bağrında.
Zaman geçtikçe, büyüyüp serpildikçe kusurları da büyür onunla birlikte.
Ama nasıl meyve çekirdekle varsa ve onu sahipleniyorsa yaşamında; insan da kusurlarını bilerek ve onlardan aldığı dersle hayatını sürdürmeli.
Aksi takdirde çatlak, hep o acemiliğiyle geçecektir yolları.
|
|
|
|
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
kardem (Kullanıcı)
http://kardemce.blogcu.com/
usta üye
Gönderiler: 296
|
|
Cvp:kovamız çatlaksa ne olacak.... 6 Ay, 3 Hafta önce
|
Karma: 6
|
|
"Yağmur beni de öptü alnımdan, denizi öptüğü gibi."
Uzun süredir orada olmamın hiçbir önemi yoktu. Her şey olacağına varıyordu.
Denizin yağmuru sessizce kabul edişini seyrediyordum.
Çölde suyu bulan insanın nefes almadan içmesi gibi yağıyordu. Ara vermeye tahammülü yoktu. Çocuğunu özleyen bir anne gibi öpüyordu denizi.
Kimseler yoktu. Ben başım, omzum, gözlerim, ruhum sırılsıklam bir hâlde seyrediyordum denizi. Yağmurun özlediği gibi özlemiştim denizi, gözlerimi kırpmaya tahammülüm yoktu. Yağmur beni de öptü alnımdan, denizi öptüğü gibi. Ellerinden öptüm ben de onun.
Öyle dalıp da bakıyordum ki el ele tutuşan yağmurla denize; bir şeylere öyle uzun uzun bakmak sanki değiştirme gücü verecekmiş gibi geliyordu. Deniz birden bana bakıp hayatın anlamına dair nükteli bir söz söyleyiverecekmiş gibi, yağmur bana özel sakin bir gülümseme sunacakmış gibi, bir bulut tam ben ona bakarken düşün gücümle yerinden hareket ediverecekmiş gibi...
Ağladığımı kimseler görmüyordu.
Sevdiğimi daha çok sevdiren, yanlış sevmelerden sıyıran, içimi yıkayan yağmur, bana şükrü hatırlatan yağmur... Onu dingince dinleyen deniz... "Sahibinize şükürler olsun, şükürler olsun" diyordum.
Sonra yağmurun eteklerini toplayarak denizden çıkışını gördüm. Bulutların aralanışını gördüm. Güneşten yollar açıldı denizin içine içine bulutlardan... Yavaş yavaş sahile dokunmaya başladı deniz. Benim içimde yeni doğan bir şeyleri duyuşum gibi, nefes alıp vermeler yapıyordu. Kabarıp sahile kadar geri çekiliyordu. Onu sevdiğimi yazdım ıslak kumsala. Geldi ve sildi kabardığında. Tekrar yazdım, yine sildi. Böyle olmuyordu belli. Yazarak olmuyordu. Yürüdüm içine... Kabarıp da sönen içine... Griden maviye dönen gözlerinin derinine baktım. Uzun uzun baktım. Sonra yağmurun onu nefes almadan öptüğü gibi düşündüm onu. Öyle nefes almadan düşündüm.
Uzun süredir orada olmamın bir önemi yoktu. Her şey olacağına varıyordu.
"İşte böyle" dedi. Sevindim ben. Üşüyen ellerimi ona verdim. Avuçlarımın yanmasını bir yandan da üşümesini verdim.
"Hadi git şimdi" dedi."Islanmışsın çok."
"Olur" der gibi baktım.
Sevinçliydim. Toprak kokusunu ciğerime müthiş bir hazla çekerek ağladım kanat çırparak eve dönerken...
yazar:...
|
|
|
|
|
|
|
Son Düzenleme: 04/08/2008 12:54 tarafından kardem.
|
|
|
\"Ey ızdırap, anladım ki her şey seninle
Sen Hakk\'a giden yollarda vuslata vesile..\"
|
|
|
Herkesin yazı yazması yönetici tarafından engellenmiştir.
|
|