|
tan doğan
Şair Yok !
Dağlarca'nın Anısına Saygıyla...
(Fazıl Hüsnü Dağlarca'yı anma törenindeydim bugün -20 Ekim 2008, Pazartesi. Süreyya Operası doluydu Dağlarca'nın sevenlerince. Ne ki, şiir kitapları olan, yazın dergilerinde şiirleri yayınlanan, kitap fuarlarında yer alan, söyleşilere katılan, televizyon kanallarında izlenceleri olan şairlerden, neredeyse kimse yoktu! Birkaç konuşma, birkaç şiir ve... Hepsi bu!
Bunun için değil salt; "şiir" olgusu bağlamında da "şair" yok! Ne acı...
Yine seni okuyacağız Dağlarca;
yine senin gibi "şair"lerle yaşayacağız yana yana...)
Şair yok bu ülkede şimdilerde. Hiç kimse kızmasın, kırılmasın, alınmasın, öfkelenmesin. Şiirle uğraşmak, şiir kitapları yayınlamak, seçkilerde/güldestelerde/ yıllıklarda yer almak; kitap fuarlarına katılmak, imza günlerinde imza dağıtmak, söyleşilerde yer almak kişiyi şair yapmaya yetmez. Ahbap-çavuş ilişkisiyle, mahşerin atlılarından onay almakla, körler-sağırlar ağırlamasına katılmakla şair olunmaz. Sevilgen ekinin sergeninde (popüler kültürün vitrininde) konu mankeni olmak, üç-beş yazın derneğinin üyeliğine soyunmak, kimi televizyon kanallarının boy (dev) aynasında görünmek şair kılmaz insanı. Zor sanattır şiir ve şair olmak en ağır işçilik...
Bir yaşam biçimidir şairlik, bir adanmışlık, bir şiir-erliği... "İnsanı ve yaşamı şiirle savunmak" savaşımıdır; eli kalem-kağıt tutamayıncaya, yüreği-usu dirimini yitirinceye, tinsel ve bedensel yapısı ölününceye dek... İnsanlığın özgürlük, bağımsızlık ve eşitlik bayrağını, son soluğuna kadar şiir şiir taşıyan kişidir şair. Evrensel barış, mutlu insanlık ve yeryuvar kardeşliği ülküsünün yılmaz savaşımcısıdır bir yaşam... Direnç kalesi, umut bekçisi, sevi sözcüsüdür herkesin... Dil, din, ten ayrımcılığı yapmayan bir yüce erdem anıtıdır... Çıkar, konum, para için ne kalemini, ne düşüngüsünü, ne de tinini satandır... Tanrıların kıskandığı bir başka yalvaç, bir başka ermiş, bir başka bilge kişidir O. Acıyı bal eyleyen, baldırana ballandırıp baban, "adam gibi adamdır şair."
Ey şair olduğunu sanan, ey birilerince (!) şair oldurulan! Haykır şimdi kendi kendine, bunların hepsi bende var, diye... Nâzım'ların, A.Kadir'lerin, Hasan Hüseyin'lerin, Dağlarca'ların... İnsanlık soyundan, erdem okyanusundan, şiir şahdamarından geliyorum, diye... Kalemimi asla satmaz, mahpusta gürül gürül yatar, kelle koltukta yaşarım diye... Bir yaşam boyu şiire gönül veren, şiir okyanusuna varmak için bir çay olup akmaya çabalayan, şiir emekçisi olarak nice şiirin ya da şiir kitabının altına imza atan can insanlar anlıyor bu söylenenleri ve bir iç çekiş, bir boyun büküş, bir damla gözyaşı döküşle şair olmanın ne anlama geldiğini çok doğru bir biçimde anlıyor/algılıyor ki, onlara sözümüz yok, yürek borcumuzdan başka... Sözümüz, şairimsilere, şairciklere, şiir yazıcılarına, şiir bezirganlarına... Sözümüz, söyleyecek sözü olmayanlara... Sözümüz, uslarda ve yüreklerde değil bir şiiriyle, bir dizesiyle bile yer edinememiş olanlara... Sözümüz yapay, öykünmeci, yalancı şairlere!... Sözümüz, şan-şöhret, para-pul, çıkar-konum peşinde koşan, acınası tiplere... Sözümüz, anamalcı düşüngünün, küreselleşmeci söylemin, bilindik düzenin sözcülüğüne soyunanlara... Sözümüz, hiçbir zaman şair olmayan ve olamayacak olan "hayal tacirleri"ne...
Diyoruz ki, şair yok bu ülkede şimdilerde. Bunca sözden sonra yine de, yana yana, yana yana yaşıyorum, diyebilen/dili varabilen biri var ise, haykırsın ve şair desin önce kendine, sonra da bize... Biz de yazalım / haykıralım dünyanın dört yanına sevinçle, artık bir Yunus'umuz, bir Pir Sultan'ımız, bir Nâzım'ımız ve bir Dağlarca'mız... : Artık bir şairimiz var, diye...
|