|
Yavuz ULUTÜRK / İki Damla Kan - Hikâye |
|
|
|
Yavuz ULUTÜRK
G ün ışığı yerini kasvetli bir kızıllığa bırakmaya başlamıştı. Bir gün daha bitmiş ve yine hüzün çökmüştü dağlara. Her ne kadar güneş yeni bir yere yeni hayatlar vermek için kaybolmaya başlasa da ufuktan, kavurucu sıcaklık hâlâ devam ediyordu. Asker bugün her zamankinden daha fazla yorulmuştu. Kolay değildi yüzlerce metre yükseğe çıkıp dağın başında talim yapmak. Üçüncü günün sonunda talim bitince eşyalar toplandı ve asker yola koyuldu. Ama kimsede takat kalmamıştı. Her sabah boyadıkları postallar toza esir olmuştu ama temizliği arayan kim, esas zor gelen o koca koca postalların ta kendisiydi. Öyle ağırlaşıyordu ki akşama doğru, adım atmak dahi zor geliyordu.
|