Muhammed ÖZTÜRK
saçlarından inmek vardı aydınlığa gözlerini avutabilmek düşlerken yağmurun dinmesini körpe bir savaş çizip kırmızıya alıkoyup dudaklarını en ıssız yerinden adını karalamak ağzımın ucuna zemheri bir karanlığı evlat edinmek belki belki de esarete iliklenmiş hürriyetimizi benim çocuksu çocuksu yalnızlığıma katmak yaşanmamış serüvenlerimizi
zaman işledikçe aldırmadan yağmura tenin ak, saçların alev kırmızısı simge olmuştur artık bayrağını yakan anıların aklını yitirmiş bir güvercin beyazlığında sen benim çocuksu çocuksu yalnızlığım terk edilmiş bir yanardağ gibi yürüyorum barut dolu karanlığımıza
pimi çekilmemiş bir bombayız bazen sıkışıp kaldığımız, yalan akıtılmış bir kında sen benim çocuksu çocuksu yalnızlığım kırbaçtır bakışların mesafeler daraldıkça ölmek! ölmek anlamını yitirmiş bir şehir ve gökyüzü benzemiştir artık doğduğun güne yüzümü ölüme benzettikçe!
eski limanları anımsatan bir mevsimdi ellerin çorak dudaklar ekilmişti yeryüzüne bilmelisin! en uzun sessizliğimdir sesin yağmur bıraktığın yerde üstelik en dilsizi kimsesizi...
|