Alper SARI
Saçlarım kamaşıyor, şimdi gün ikindisi Bir nehir sermayesi yüzümü aydınlatan Bu gece mektupları zihnimi bulandırır Oturup ağlamanın kaç değişik yolu var Üniversite ağlar mı, fen bilgisi ağlar mı? Gözyaşımın bilgisi seninle sınırlıdır Sen dağlardan gelen bir okyanus hecesi Damla olmak iyidir, yalvarmamak iyidir Kaç denizin tuzu var kurduğun uygarlıkta Bu karanlık diyarda kaç balık seni anlar
Eskiyen kelebeği bir çiçek tamamlar ya Geri dönen, kaybolan, yok olmayan bir çiçek Bir çiçek ki kuşların tüyerine âşıktır Demir bir pervanenin hisleriyle yaşayan Temelinden sarsılan kitapların yerine Son misafir bu şehre bir sanat bırakmıştır Tüm konuklar bu kentin bilgisini sağlarken
Kırışık bir suratla çıkamam merdivenlerden Duru kalmalı adımlarımın değdiği toprak Sen benim kara haritaları çizdiğime bakma Seni çölün aynasından hiç geçirmedim ben Sen hep bir iç deniz olarak kaldın içimde Yankısız bir vadi olarak kaldın Aynı bayram, aynı akşam, aynı deniz Ayrı bir kent doğurdun içimden geçtin Ben yine aynı harfleri kullandım sana geçtim Bir bavul kaç saat kulesine eşittir Saat kaçı gösterir o kule kimin Ben bilmem ancak matematik bilir Öğret bana bilinmezliğini güllerin Bir gül kaç şekilde çözülür öğret bana Eski yöntemleri kullanma ama Eski yöntemleri sakın kullanma
|