|
Ali ERDOĞAN / Mavisel Yener'le Söyleşi |
|
|
|
Ali ERDOĞAN
Mavisel Hanım merhabalar! “Derin Yırtmaç” adlı kitabınızı okudum. Özellikle “Güvercin Çağı” hikâyenizi. Bu öyküyü nasıl bir psikoloji içerisinde yazdınız?
Merhaba! Hemen cevap vereyim. Aslında bu öyküyü anlatırken orada tamamen saat kulesine yönelik bir çalışma yapmak istemiştim. Saat kulesinin zaman içerisinde eridiğini ve yitip gittiğini düşünüyorum. Saat kulesinin eski halini belki bilmezsiniz ama saat kulesi orda bir simge gibi, kapı gibi dururdu. Konak dediğimiz zaman saat kulesi akla geliyordu. Ama zaman içinde çevresini yüksek binaların sarması, hele bir de alt geçidin yapılması -ki ben bunu yazdığımda alt geçit yoktu- orayı mahvetti. Şimdi daha da beter oldu. Saat kulesini görmeden geçiveriyorsunuz o alt geçitten. Kentteki bu yok oluşlar, bu unutuluşlar bana çok dramatik geliyor her zaman. Bu psikolojiyle… Aslında burada özlem saat kulesine. Her ne kadar başka şeyler, Münevver teyze, güvercinler görünse de aslında saat kulesine yönelik. Zaten orda dijital saatin olması onu vurguluyor. İnsanlar artık saat kulesine bakmıyor saati öğrenmek için. Çünkü hepsinin cep telefonu var, cep telefonundan bakıyorlar saate. Çoğunun saati yok kolunda. Tüm bunlar zamana gönderme aslında… Öyle bir halde, bu psikolojiyle, bu düşüncelerle yazdım öyküyü.
|