Mehmet TÜRKMEN
ayın ağlayışı parlak olur
ağırlaşır suya düşünce bulutların gölgesi
sen varsın içinde gökyüzümün
rayiha kokar renkler, hüzün dağıtır mineçiçeği
I.
indim kalbine, ses verdim şu dağdan
sebebini aradım aşık olmanın
izini sürdüm
daha şekillenmemişken yüzüm
yerleşmişsin gönlüme
şu dağ elimde ufalanırdı,
gönlüne ab-ı hayat indirmeye
gücü yetmedi elimdeki balyozun
bir gece zambaktı tenin
salkım üzüm taneleri gibi bütün
bir kibrit alevinde yanacak kadar tektir sevdam
şizofren düşlerimde su yosunları tutuyordu kara incileri
çıplaktı ayaz izleri semazenlerin
aspendosun trajik oyuncusuyum. romeo'dur adım
bu sefer sana uymayacağım suflör
yazgımı levh-i mahfuzdan takip ediyorum
kızarıp kızarıp yüzüm
bekliyorum...
II.
sobeledim pinokyo'yu
uzadı burnu külkedimin
lülünün ellerinde papatya falı
(- ........................
- sevmiyorum.) deyince
kırıldı gövdem
lifafe giymeye geldim
III.
ayrılık senfonisi çalıyorsun
yalnıklık özgürlüktür diye yutturma bana zaman
VI.
minbere çıkma vaktim geliyor
tek ben bahsedeceğim aşktan
susamışlıktan
kazancı alevi gibi yandım
beni artık sula
kanıla ellerinde dik toprağa sevgili
büyüyeyim